Büyüdük, güçlendik ve öğrendik. Tabi büyüyen sadece biz değildik. Dünya da büyüdü bizimle, üstelik bütün kötülüklerle birlikte. Yaşam zor bir yarışa dönüştü. Öle alelade bir yarış da değil bu; gizli ve bir o kadar da tehlikeli. Gözünü hırs bürüyenler de oldu bu yarışta, hırsına yenik düşünler de…
Tabi küçülenler de oldu bu süreçte. Mikroskopla bile görülemeyecek kadar küçülenler. Dostluk denen o saf duygu yerini menfaatler dünyasına bıraktı. Küçükken düşüp dizlerimiz kanadığında bize mendilini uzatan arkadaş, gün geldi yüzümüze bakmadı. Peki ya hayallere ne oldu? Çimlerin üzerine uzanıp yıldızlara bakarak kurduğumuz hayallerde bizi terk etti değil mi? Hayat bize kendisini o kadar hissettirdi ki vazgeçtik hepsinden birer birer…
Önce mahalle mektebi sona erdi, sonra sıcak ev yemekleri. Başımızın çaresine bakmayı öğrendik, güle ağlaya yolumuza devam ettik. Geri döndüğümüzde hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını fark ettik. Aslanın, ağzından karnına indiği söylenen ekmek artık daha da derinlere indi. Pisliğe bulaştırmadan ekmeği vermemekte ısrar eden aslana direnmek hiç de kolay değil…
Ayağımıza dikenler batsa da gözümüzden yaşlar sel olup aksa da sırtımızdaki darbe gittikçe derinleşse de bu dikenli yolda yapmamız gereken şey inanmak ve özümüzü yitirmeden yola devam etmek.
Hepimizin yolu açık olsun…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder