28 Ağustos 2009 Cuma

Şarkını tut!

Öyle bir şarkı tut ki içinden tam seni anlatsın.
Eski olsun ama yaşlanmasın, herkes bilsin ama kimse anlamasın, duygulandırsın ama ağlatmasın...

26 Ağustos 2009 Çarşamba

Yağmurlu bir gündü...

Gerçek aşkı arar dururken insanlar, genç kadın henüz aşkın ne anlam ifade edebileceğinden bihaberdi. Hiç tanışmamıştı o güne kadar aşkla. Birisinin gözlerinin içine bakarak aynı şeyi hissetmenin ne demek olduğunu o gece anladı. Hava soğuktu ve dışarıda yağmur vardı. Yağmuru çocukluğundan beri çok severdi ama ona hiç bu kadar anlamlı gelmemişti. Yağmurun altında ıslanıp aşkını tüm dünyaya haykırmak istedi ama yapamadı. Düşündü, çok düşündü. Bu güne kadar fark edemediği bu duygunun neden bu kadar geç kaldığını sordu kendisine. Cevap bulamadı. Aslında belki de bu kadar geç kalmamıştı aşk, suç aşkın değildi! İnsanlar gözlerinin önündeki mutluluğu görmekte bu kadar zorlanır mıydı hep? Bazen böyle olur dedi kendi kendine ve O’nu düşündü. Neden bu güzel hislerini aynı şeyleri hissettiğini bildiği adama söylemesindi ki? Bu genç kadın için çok zor bir görevdi. O kadar zordu ki, O’nun gözlerine dahi bakamıyordu. Ama başarmalıydı. Bir kez daha gelir miydi hayatı boyunca karşısına bu kadar sevgi dolu bir yürek? Bu kadar güzel duyguları bir başkasına karşı hissedebilir miydi bir daha? Ne demişti genç adam O’na: “ Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin. Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin. Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredersin.” Çok da doğru söylemişti. O kısacık sürede tüm bunları düşündü genç kadın. Hayatı seyretmek istemiyordu artık. Kararını verdi ve o gece her ikisi için de bir dönüm noktası oldu. Yolları buluştu sonunda, hiç ayrılmamacasına…

25 Ağustos 2009 Salı

Mutlu olmak için...

Bazen en sevdiğin pasta gibidir mutluluk, bazen de bir dilim reçelli ekmek...
Mutluluk nasıl paylaştıkça artan bir tatsa pasta da paylaştıkça güzeldir. Mutluluğunu paylaşacak kimsen yoksa da yaşamak, annenin zorla yedirdiği reçelli ekmek kadar yavan gelir.
İçindeki aşktan asla vazgeçme ki mutlu kal, mutlu ol ki paylaştıkça artsın tüm güzel anlar;)

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Ortaya Karışık Hayatlar

Ne istediğini bilmezsen eğer; ya ortaya karışık dersin ya da aç kalmayı seçersin.
Hayattan ne istediğini her zaman bil ve asla pes etme. Bunu yaparken de kimseye minnet etme. En önemlisi ise hiçbir zaman benliğinden ödün verme...
Onun gibi olacağım, şunun gibi yapacağım diye ortaya karışık yaşayıp önünü göremeyen amaya dönme!

14 Ağustos 2009 Cuma

Hatırlanmak da güzel, unutulmamak da...

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Yağmur bulutu

Kanat takıp göklerde gezmek istiyorum bazen; bulutlara yükselmek, yüzümde rüzgarı hissetmek ve ürpermek...
Yaşamın keyfini sürmek ile başkalarının sürmesine izin vermek çizgisinde dengede kalmaya çalışmak zor. Ya üzülmek var sonunda ya da üzmek. Ya direnmek ya da kopup gitmek.

7 Ağustos 2009 Cuma

Kompleks ayran gibidir; çalkalamadan içilmez...

Kimileri vardır kompleks nedir bilmez, sadece kendini bilir; kimileri ise kompleksi ekmek gibi tüketir. Kimileri de bazen dibe çöken ayran gibi iki biçimdedir, çalkalamadan içilmez.

4 Ağustos 2009 Salı

Yeni trend: Ego Patlaması!

Gezdik, gördük, öğrendik.

Biz gezip gördüğümüz yerlerde tavan yaptığını sandığımız şeyin gerçeği ile hiç yüzleşmemişiz meğer...

Hiçbir şey değilmiş gördüklerimiz. Egosuna yenik düştüğünü sandıklarımız bile meğer düşmemişler. Hatta son gördüğümüz vakkaların yanında solda sıfır kalırlar. Anlatmaya kelimelerin yetmediği, dilin bile süratle geri teptiği canlılardan bahsediyorum.

Nasıl bir şeydir ki bu bir insan her şeyi bilir, her şey hakkında yorum yapar ve her şeyi sana öğretmeye çalışır. Cevap veriyorum; çünkü sen aptalsın.

Evet evet aptalsın, sana bunu söylüyorum çünkü sen bilmezsin, sana bunu anlatıyorum çünkü sen daha önce hiç duymamışsındır, sana ne yapman gerektiğini söylüyorum çünkü sen nasıl davranman gerektiğini bilmezsin. Oldu canım başka bir şey var mıydı?