26 Ağustos 2009 Çarşamba

Yağmurlu bir gündü...

Gerçek aşkı arar dururken insanlar, genç kadın henüz aşkın ne anlam ifade edebileceğinden bihaberdi. Hiç tanışmamıştı o güne kadar aşkla. Birisinin gözlerinin içine bakarak aynı şeyi hissetmenin ne demek olduğunu o gece anladı. Hava soğuktu ve dışarıda yağmur vardı. Yağmuru çocukluğundan beri çok severdi ama ona hiç bu kadar anlamlı gelmemişti. Yağmurun altında ıslanıp aşkını tüm dünyaya haykırmak istedi ama yapamadı. Düşündü, çok düşündü. Bu güne kadar fark edemediği bu duygunun neden bu kadar geç kaldığını sordu kendisine. Cevap bulamadı. Aslında belki de bu kadar geç kalmamıştı aşk, suç aşkın değildi! İnsanlar gözlerinin önündeki mutluluğu görmekte bu kadar zorlanır mıydı hep? Bazen böyle olur dedi kendi kendine ve O’nu düşündü. Neden bu güzel hislerini aynı şeyleri hissettiğini bildiği adama söylemesindi ki? Bu genç kadın için çok zor bir görevdi. O kadar zordu ki, O’nun gözlerine dahi bakamıyordu. Ama başarmalıydı. Bir kez daha gelir miydi hayatı boyunca karşısına bu kadar sevgi dolu bir yürek? Bu kadar güzel duyguları bir başkasına karşı hissedebilir miydi bir daha? Ne demişti genç adam O’na: “ Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin. Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin. Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredersin.” Çok da doğru söylemişti. O kısacık sürede tüm bunları düşündü genç kadın. Hayatı seyretmek istemiyordu artık. Kararını verdi ve o gece her ikisi için de bir dönüm noktası oldu. Yolları buluştu sonunda, hiç ayrılmamacasına…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder