Bir zamanlar biz de çocuktuk ve minicikti ellerimiz. Küçücük bünyemizde yaşardı kocaman hayallerimiz. Aklımızdaki dilimizdeydi o zamanlar, en saçma fikirlerimizi bile dahiyanece görüp abartarak söylerdik.
Hava atmayı sevenlerimiz de vardı; "Ben iki tekerlekli bisikleti kullanıyorum artık oğlum babam bana 18 vitesli alcak şimdi.", "Annem var yaa bana 24'lü pastel boya aldı biliyor musun?" cümleleri değişse de ifadeler hep aynıydı.
Mahalle bakkallarındaki kalitesiz şemsiye çikolataları, emzik şekerleri, tombiyi, cinoyu, patlayan şekeri, leblebi tozunu çok severdik. Sürekli patlayan renkli plastik toplarımız vardı bizim bir de mahalle mahalle gezen salıncakta sallanma hayalleri.
Kar ayrı bir güzel yağardı o zamanlar ve güneş şimdi hiç olmadığı kadar sıcaktı. Tadı ve kokusu asla unutulmayacak günlerdi; ne kokulu silgiler ve kağıtlar ne beslenme dersindeki koku ne de arkadaşla paylaşılan simit ve gazoz asla silinmediler hafızadan.
Hatıra ve anket defterleri hala durur bir kenarda; unutulmuş yüzler ama tanıdık isimler ve arkadaşa ayrılmış temiz bir sayfa. Sonra yapılmış peçete koleksiyonları ve okuldan eve dönerken kırtasiyeden alınmış minik poşetlerdeki renkli kolonyalar gelir akıllara.
Hayallerimizi süsleyen tetris ve atariler şimdi neredeler?
Neredesin Super Mario?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder